SABAHATTİN TÜRKYILMAZ
Allah'ın adıyla
Hz.Mehdi’nin (a.f) gaybet döneminde masum imamın fiili devlet adamlığı sözkonusu olmadığından, masumun tayin ettiği şahsın/makamın bu görevi yerine getirmesi gerekmektedir.
Hz.Mehdi’nin (a.f) gaybet döneminde İslam devlet modeli ne olacaktır? İslam devlet modelini kim belirleyecektir? Sorularının cevabı ister istemez halkın rolünü de belirleyecektir.
Din devlet modelini ve siyasal yapılanmayı, dini teşrii eden Allah-u Tealanın yetkisinde olduğu önceki bölümlerde beyan edilmişti. Allah(c.c) din devletinin temelini, hukuk, kanun ve adaletin oluşturduğunu birçok ayette beyan buyurmuştur. Bu adaleti hakim kılacak devlet modelinin de peygamberler döneminde “risalet devleti”, Peygamberimiz'den(sa) sonra masum imamların imametleri döneminde bu devlet tahakkuk bulursa adaleti hakım kılacak sistemin “imamet devleti” olacağını peygamberin ilanıyla açıklamıştır.
Gaybet döneminde ise yine devletin temelini adalet, hukuk ve kanun oluşturmaktadır. Bu temel üzerine kurulacak devlet, İslam'ın devlet modeli olacaktır. Masum imamların rivayetlerinde bu sistemin “fekahet” devleti olacağı beyan edilmiştir. Hem ayetler, hem peygamberin hadisleri, hem de masum imamların beyanlarında bu gerçek açıkca görülmektedir. “Kuran ve Hadislerde Velayet-i Fakih” başlıklı yazımızda ayetler ve rivayetlerle bu konuyu genişce ele almıştık.
Dinin hedefini hakim kılmak isteyen “risaletin meşruiyeti”, ayetlerle Allah tarafından teşrii edilmiştir. Risaletin devamı ise Allah tarafından ve Resulullah’ın (s.a.a) ilanı ile “imamet” olarak yasalaştırılmıştır. İmam'ın gaybette olduğu dönemde ise masum imama niyebeten“fekahet devleti” olarak meşrulaştırılmıştır. Dolayısıyla gaybet döneminde fekahet devleti yine dolaylı olarak Allah tarafından teşrii edilmiş oluyor.
Diğer bir beyanla “Fekahet Devleti” yani “İslam şeriatının velayeti”, dinin hükümlerini beyan eden “fakihin velayeti” ve önderliği demektir. Fıkhın velayeti “fakihin velayeti”tabiriyle beyan edilmiştir. Fıkhı ve şeriatı, Allah teşrii ettiği için fıkıh devletinin meşruiyeti de ilahi olacaktır. İmam Humyeni (r.a) İnkılabın başında geçici devlet başbakanını tayin ederken şöyle buyuruyor: “Şeriatın bana vermiş olduğu velayet yetkisiyle bu şahısı hakim/başbakan olarak tayin ediyorum. Bu hükümet normal bir hükümet değildir, şeriat hükümetidir, bu hükümete muhalefet etmek, şeriata muhalefet etmektir.”Sahifeyi Nur, cilt/10, S/ 181
İmam Humeyni’nin (r.a) beyanlarından anlaşılan şudur ki; İslam devletinde söz sahibi olan şeriattir, hem İslam devletinin liderini tayin eder ve yetki verip meşrulaştırır, hem de işleri takip etmesi için ona birilerini atama yetkisi verir.
Öyleyse fıkhın velayeti veya günümüz tabiriyle “Velayet-i Fakihin” meşruiyeti ilahidir ve kulların böyle bir devletin meşruiyetinde, yasallığında herhangi bir yetkisi ve fonksiyonu yoktur.
Halkın Rolü ve Yetkileri
İslam’da halkın İslam devletinin tahakkukunda, oluşmasındaki varlığı, görüşü/oyu en önemli faktördür. Halkın İslam devletini kabulü İslam devleti rehberine güç verir. Halkın destek ve onayı, ilahi ahkamın uygulanmasında önemli bir role sahiptir. Halkın bu rolünü şöyle sayabiliriz:
1-Halk, İslam devletinin halkın işlerini takip etmekte, işleri düzene koymada oluşturcağı kurum ve kuruluşlardaki yetkilileri seçip işleri onlara vekaleten teslim etmede yetkilidirler.Yürütmede / icrai işlerde; muhtar, belediye başkanı, başbakan, cumhur başkanı vb. makamlar için ehil kişileri halkın kendisi belirler. Yasama ve zamanın şartlarına göre halkın işlerini düzene koyacak kanunları çıkaracak şahısları / milletvekillerini ya kendileri belirlerler veya bu makamlara getirilecek ehil kişileri belirlemek için birilerini vekil tayin ederler. Bu makamlarda bulunan kişiler aslında halkın işlerini takip etmede onların vekilleridirler. Halkın kendisi bu işleri yapmaya güçleri yetmeyeceği için bu ehil kişileri vekil olarak seçerler.
2- İslam devletinde halk yasal ve şer'i haklarını alması ve koruması için bütün makamlardaki yetkilileri seçerler. Halkın vekilleri olan bu ehil kişiler, hem halkın hak ve hukukunu korur, hem de halkın İslam kanunları karşısında görevlerini belirlerler.
3- Velayet-i Fakih sisteminde halk, kendi işlerini takip edip düzene koyması, yürütme, yasama makamları için seçtikleri şahısları tenfiz etmesi için İslam devletinin liderine tanıtırlar.
4- Velayeti fakih sisteminde halkın en önemli fonsiyonlarından biri şudur; masum imamın genel/umumi olarak mensub ettiği naibini belirlemesi ve teşhis etmesi için “Uzmanlar Meclisini”( Meclis-i Hubragan) seçerler. Şöyle ki, gaybet döneminde masum imamın umumi naiblerinin sayısı günümüzde çok olduğundan, fıkhın velayetini hakim kılacak fakihlerin sayısı fazla olduğundan halk kime biat edeceğini ve kimin daha esleh(daha salih), bu makama daha layık olduğunu teşhis edemez. Ve işte bunun için bu fakihler arasından en layık olanı teşhis etmeleri için Uzmanlar Meclisi üyelerini seçerler. Uzmanlar Meclisinin, Veliyy-i Fakihi seçmesi, ona meşruiyet kazandırmak için değildir ve sadece meşruiyeti olan fakihlerin arasından en uygun/ en layık olanı teşhis ve tespit etmeleri demektir. Dolayısıyla halk dolaylı olarak kime biat etmesi gerektiğini de kendisi seçmiş/teşhis etmişb olur. Velayet-i Fakih sisteminde halkın bu rolü bile İslam devletinde halkın devletin tahakkukunda ne kadar önemli bir görevi olduğunu gösterir.
5- Velayet-i Fakih sisteminde halk rehbere biat ederek, kendi işlerini düzene koyacak kurum ve kuruluşları oluşturması yetkisi vererek İslam devletinin tahakkukunu, kurulmasınısağlar. Veliyy-i Fakih de, halkın işlerini düzene koyması için kendisine verdiği yetkiyi kullanarak bazı yerlerde halkın seçtiklerini tenfiz eder; başbakan, cumhurbaşkanı, milletvekilleri vb, bazı yerlerde doğrudan kendisi temsilci tayin eder; Yargı Organı Başkanı, Anayasayı Koruma Şurası Üyeleri, genel kurmay başkanı, silahlı kuvvetler komutanları, bölgesel temsilciler, cuma imamları vb.
6- Halkın varlığının ortaya koyarak İslam devletini onaylaması, velayet-i fakihin toplumun işlerini düzene koymakta tasarruf ve hakimiyetine fiiliyat, işlevlik kazandırır.
7- Halkın Velayet-i Fakih sistemindeki rolünü pratikteki işlevini özetle şöyle açıklamak mümkündür;
a-Halk, her şeyden önce biat etmeleri gereken rehberi teşhis/tespit için “Uzmanlar Meclisini” seçer.
b- Yürütmeden, ülke yönetiminden doğrudan sorumlu olacak cumhurbaşkanını seçer,
c- Yasama görevini üstlenecek ve yürütme organını denetleyecek milletvekillerini seçer,
d- Cumhurbaşkanının seçtiği bakanların güvenoyu alması yine halkın seçtiği milletvekillerinden oluşan parlementoda gerçekleşir.
e- Parlementonun çıkardığı kanunların şeriate ve anayasaya uygunluğu halkın biat ettiği Rehberin tayin ettiği “Şuray-ı Nigehban” Anayasayı Koruma Şurası tarafından onaylanır.
Gaybet döneminde İslam devlet modeli olan “Velayet-i Fakih” sisteminde halkın hem kendi işlerinin düzene koyulması ve hem de İslam kanunlarının icra edilmesi için yasama, yargı ve yürütme alanlarında bu kadar büyük bir rolünün olması hangi sistemde vardır?
Velayet-i Fakih hükümetinde halkın rolünün önemini İmam Humeyni (r.a) şöyle buyuruyor:“Bizim hedefimiz halka bir şeyi tahmil etmek, dayatmak değildir. İslam bize diktatörlük etmeye izin vermez. İslam devletinin tahakkukunda biz halkın oyuna tabiyiz; halkımız neye oy verirse biz ona uyarız. Allah, bize halkımıza İslam devletini zorla kabullendirme hakkı vermemiştir.” Sahifeyi Nur, cilt/5, S/ 31
İmam (r.a) bu beyanı, halkın İslam devletinde ne kadar önemli bir role sahip olduğunu açıklamanın yanısıra İslam devletinde diktatörlük ve istibdadın olmadığı gibi diktatörlüğü de engellediğini vurgulamaktadır.
sabahyil@hotmail.com