Ana Sayfa Künye İletişim Foto Galeri Ziyaretçi Yorumları Siteme Ekle
Medyalar
Miladi : 18 Mayıs 2012 Hicri : 27 Cemaziye'l-Ahir 1433
MEHDEVİYET VELAYET-İ FAKİH İRFAN İSLAM TARİHİ TEFSİR SİYASİ AKIMLAR DÜŞÜNCELER ŞAHSİYETLER GENÇLİK AHLAK KİTAP DÜNYASI
30-10-2011 tarihinde, 16:51 saatinde eklendi
TEVBE-1
TEVBE-1


Bismillahirrahmanirrahim

Bir önceki bahsimiz ibadet ve dua hakkında idi. İki önce arz etmiştim ki; eğer ibadet ve ubudiyet (Kulluk) doğru bir şekilde gerçekleşirse, ister istemez insanın Zatı akidesi ilahi'ye gerçek bir yakınlığını gerektirecektir, insan ubudiyet, vasıtası ile her hangi mecazi bir sahibe olmaksızın, Allah'a yakınlaşır. Başka bir deyimle ubudi­yet; (Allah'a kulluk etmek) bir «Sülük» (dinî terimde Al­lah'a yakınlaşma davranışı diye bilinmektedir) tür, ha­rekettir, Allah'a doğru gidiştir.

Bu gece «Sülük»ün ilk durağı hakkında konuşmak istiyorum. însan eğer Allah'a yakınlaşmak istiyorsa mut­laka bu durak, bu nokta ve bu merhaleden başlamalıdır. Bize gereken de budur zaten. Bu yolda hiç bir adım at­mayan bizler için, saliklerin yüce makamı hakkında ko­nuşmak yarar sağlamaz. Ama eğer amel ehli isek; Allah'a yakınlaşmak için ilk olarak hangi duraktan geçmemiz gerektiğini bilmemiz gerekiyor. Hangi merhaleyi katet-meli, ibadet ve ubudiyete nereden başlamalıyız?

Allah'a yakınlaşmanın ilk durağı tövbedir.

Bu geceki konuşmamı tövbe hakkında sürdürmek is­tiyorum.

Tövbe ne demektir? Psikolojik açıdan tövbe in­san üzerinde nasıl bir durum meydana getirir ve manevi açıdan ne gibi yararları vardır. Birçoğumuzun görüşün­de tövbe çok normal bir iştir. Hiç bir zaman tövbeyi psi­kolojik açıdan incelemeyi düşünmemişiz. Aslında tövbe, insanların hayvanlara karşı taşıdığı özelliklerden biridir. Yani insanın sahip olduğu, özellikler, istidatlar ve seç­kinliklerin hiç biri hayvanlarda mevcut değildir, İnsan­da mevcut olan bu yüce istidatlardan biri de tövbedir. «Tevbe»; (anlamım ileride genişçe açıklayacağım)«Estağfirullahe Rabbi ve etübü îleyhi» cümlesini dille söy­lemek değildir. Tövbe; İnsanda meydana gelen, psikolo­jik, Ruhî bir durum, ruhî bir inkılaptır. Estağfirüllah... cümlesi bu durumu beyan eder, bu durumun kendisi değildir. Bunun gibi birçok deyiş vardır ki, gerçeğin ken­disi değil gerçeğin açıklayıcısıdır. Biz günde bir kaç kez? «Estağrifüllah...» söylüyorsak, günde bir kaç kez tövbe ettiğimizi sanmayalım. Eğer günde bir kere gerçek tev­be etmiş olursak muhakkak ki Allah'a yakınlaşmak için • bir merhale kat etmiş oluruz.

Bu konuya bir önsöz söylemek istiyorum dikkat bu­yurun!

Cansız varlıklar, bitkiler ve hayvanlar arasında belli bir fark vardır. Şöyle ki; Cansız varlıklar, hareket ettik­leri yönde, kendi iradeleri ile yön değiştirme istidadına sahip değiller. Yer küresinin güneş etrafında ve kendi et­rafında dönmesi gibi. Veya diğer yıldızların hareketi gibi Veyahut yukarıdan atacağınız bir taşın yere-inerken kat ettiği hareket gibi. Bu kesindir. Yani; yukarıdan bırak­tığınız taş belli bir yöne doğru hareket etmektedir. Bu ta­şın kendiliğinden yön değiştirmesi mümkün değildir. Taşın yönünü değiştirmek için harici bir etkenin bulunması gerekir. Bu etken ister cisim olsun ister dalga. Meselâ uzaya gönderilen bir «Apollo» : Hareket ettiği yönde hiçbir zaman içten bir değişiklik kaydedemez. Ancak dış­tan yönlendirilmesi gerekir. Ama canlı varlıklar hareket yönlerini değiştirme istidadına sahiptirler. Yani yaşam­ları ile bağdaşmayan şartlarla karşılaştıklarında yönle­rini değiştirebilir. Bu durum hayvanlarda çok açıktır. Ör­neğin bir koyun veya güvercin hatta bir sinek bile hare­ket ederlerken bir zorlukla karşılaştıklarında derhal yön değiştiriyorlar. Yüz seksen derecelik bir dönüş yapabi­lirler. Yani, önceki hareketinin tam tersine hareket ede­bilirler. Bitkiler de böyledir. Ağaçlar ve bitkiler belli şart­larda ve sınırlı olarak içlerinden kendilerini yönlendire-biliyorlar. Yer altında hareket eden bir ağaç kökü sert bir kayaya vardığında kendi yönünü değiştirebiliyor. Ar­tık daha fazla gidemeyeceğini anladığında yönünü değiş­tiriyor. Açıktır ki, insan da bitki ve hayvanlar gibi yön değiştirebilir.

Tövbe, İnsanın yön değiştirmesidir. Ama bitki gibi sade bir yön değiştirmek değil veya hayvanın yön değiş­tirmesi gibi değil. Bu sadece ve sadece insana özel bir yön değiştirmedir.

Tövbe, bir nevi iç inkılâptır, bir çeşit kıyamdır. Bir çeşit inkılâptır: İnsanın kendisinden kendisine kar­şı yapılan bir kıyam. Bu insana özel bir yön değiştirmedir. Bitki yönünü değiştiriyor, ama ken­disine karşı hiçbir zaman kıyam etmez. Bu il­ginç yetenek bitkilerde var, cansız varlıklarda yoktur. Hayvanlarda da var. İnsanda ise daha da ilginç bir yetenek vardır. Kendi içinde kendisine karşı ayakla­nıyor. Gerçekten ayaklanıyor. Kendisine karşı inkılâp ediyor. Örneğin bir memlekette bir grup insan ülke yö­netimini ele alıyor. Bir süre sonra ayrı bir grup onlara karşı devrim yapıyorlar. Hiç bir mani yoktur, onlar ayrı bir grup ayrı insanlardı. Bunlar da ayrı bir grup ayrı insanlardır. Onlar bunlara zulüm etmiş, haksızlık et­miş, bunların isyanına, ayaklanmasına sebep olmuş, bun­lar da ayaklanmış, isyan etmişler.

Aniden bunlar devrim yapıyor ve ülke yönetimini ele geçiriyorlar. Bu gayet normaldir. Ama insanın kendi içinden kendisine karşı kıyam etmesi ayaklanması nasıl gerçekleşebilir? Olur mu ki, bir şahıs kendisi kendisine karşı ayaklansın? Evet, olur. Nedeni şudur ki, tek bir şahıs tek bir gövde değil mürekkeptir basit değil. Yani, bu şurada tek başımıza oturduğumuzda, aynen hadisi şerifin tabiri ile bir can­sız oturmuş, bir bitki oturmuş, şehvetli bir hayvan, yırtıcı bir hayvan, bir şeytan, bir melek oturmuştur sanki, şairlerin dediği gibi tüm hasletler onda bir araya gelmiş­tir. Yani insan bir oluşumdur. Bazen, Domuzun sembo­lize ettiği şehvetli hayvan, insan vücudunun tüm kont­rolünü ele geçiriyor, diğer şeytanî ve melekî sıfatlara fır­sat vermiyor. Bir anda bunların biri tarafından ona karşı ayaklanma oluyor. Her şey alt üst oluyor ve insan vü­cudunda yeni bir yönetim ortaya çıkıyor.

Günahkâr in­san, vücudundaki aşağılık sıfatlar (hayvan veya şey­tanın) kendisine musallat olandır. Burada bir ta­kım melekler de mahpustur, burada bütün bir güç tutukludur. Tövbe, yani iç ayaklanma; İnsan vü­cudunun yüce ve ulu makamları, insan vücuduna hükmeden alçak ve kötü makamlara karşı inkı­lâp yapıyor ve vücut iç yönetimini ele geçiriyor. Onları hapsediyor, kendi güçleri ile kendi orduları ile kontrolü ele geçiriyorlar bu bir halet (durum) dir; Hay­vanlarda ve bitkilerde yoktur.

Aynı şekilde akside müm­kündür. Yani insan vücudundaki alçak ve kötü makam­lar, ulu makamlara karşı ayaklanıp devrim yapar, iyi hasletleri yakalayıp hapseder ve vücut iç yönetimini ele geçirir. Eğer tecrübe etmişseniz: Bazı kişiler eğitim, me­todunu bilemiyorlar. İnsan eğitiminde tüm bu güçlerin birer hikmet olduğunu bilmiyorlar. Eğer bizde şehvani istekler varsa, anlamsız ve boşuna değildir. Biz bu şehvani istekleri tabii ihtiyaç kadar doyurmalıyız. Bunun bir sınırı var, bir hakkı var, bunların hakkını miktarınca vermek gerekir.

Meselâ diyelim ki siz evinizde bir hayvan, at, eşek, köpek veya kedi saklıyorsunuz. Atı binmek veya köpeği bekçilik için besliyorsunuz. Bunla­rın yiyeceğe ihtiyacı var, yiyeceğini vermelisiniz. Şimdi, bazı yanlış tutumlu insanlar vardır ki, kendilerine veya bakmakla yükümlü bulundukları çocuklarına baskı yap­maktadır. Çocuk oyun oynamaya ihtiyaç duymaktadır. Bu oynama ihtiyacı Allah'ın bir hikmetidir. Çocuk, vücudunda biriken enerjiyi sadece oynamakla tüketebilir. Çocuk oynamak için özel bir istek duymaktadır. Bazı insanları görüyoruz ki, çocuğumu eğitmek istiyorum di­yor. Peki nasıl eğiteceksin? Beş altı yaşındaki çocuğun oyun oynamasına izin vermiyor, gittiği her yere ço­cuğunu da götürüyor eğitiyorum diye. Gülmesini önlü­yor, yemesini önlüyor veya bazı insanlar vardır ki; (Biz görmüşüz) meselâ kendisi din âlimidir, sekiz yaşındaki çocuğuna da din adamı elbiseleri giydiriyor, kendisi gittiği her yere çocuğunu da götürüyor. Çocuk böylece tabii ihtiyaçları giderilmeden büyüyor.

Bu çocuğa hep; Allah, kıyamet cehennem ateşinden söz etmişler. Çocuk bu şekilde büyüyüp yirmi beş yaşma geldiğinde görüyorsunuz ki, vücudunda birikmiş bu güçler, doyurulmamış şehvetler, giderilmemiş istekler birden bire zincirleri koparıyor. Babasının telkini ile oniki yaşındayken na­mazları yirmi dakika süren gece namazlarını bile ihmal etmeyen bu çocuk, yirmibeş yaşında fasık bir facir olup çıkıyor meydana. Neden? Çünkü siz, yüce ruhî makam­lar bahanesiyle çocuğun diğer isteklerini ezdiniz. Elbette ki çocukta Allah duygusu, kıyamet ve ibadet duygusu vardır. Ama siz bu Allah ve ibadet duygusunu, diğer is­teklerin önüne geçerek, hapsederek, inciterek, hakkını vermeyerek takviye ettiniz. Bu çocuk gençlik çağma gel­diğinde bir fırsat kollamaktadır. Bir film seyrettiğinde veya bir kızla tanıştığında, o ana kadar hapsolunan duy­gular, istekler birden bire zincirleri koparıyor, babanın onun vücudunda yanlış kurduğu yapıyı yıkıp dağıtıyor, tam bir barut gibi patlıyor.

Tövbe, bunun tam tersidir. Günah işleyen, şehvet içinde yüzen, yırtıcılığın son haddine varan bir insan bü­tün bunlardan doymayınca birden bir patlama oluyor.

Ben de, sen de insanız. Bizim bir ağzımız yok. Eğer sadece yemek yemeğe yarayan sadece bir ağzımız oldu­ğunu sanıyorsan yanılıyorsun. Senin yüzlerce ağzın var.

Aşkın beş yüz başı var bu başında... Senin beş yüz başın var, beş yüzde ağzın var, bunların hepsine yemek yetişmeli. Bu ağızlarından biride ibadettir. Sen ruhunu ibadetle razı etmelisin yani; bu hakkı ona vermeli, bu hazzı ona tattırmalısın. Sen melekütî sıfatlı bir varlıksın, O âleme doğru uçmalısın. Bu meleği hapsettiğin zaman, nasıl bir rahatsızlıklar doğuracağını biliyor musun? Ba­zen görürsünüz ki, her şeye sahip olan bir genç bir baha­neyle intihar ediyor. Herkes diyor ki, neden intihar et­tiğini bilmiyoruz. Efendim, bu çok anlamsız bir neden­den dolayı niçin intihar etsin? Bilmiyor ki onun vücu­dunda mukaddes güçler tutuklu idi, mahpus idi. O mu­kaddes güçler bu yaşam tarzından rahatsız oluyorlardı. Dayanamıyorlardı, neticede bu şekildeki bir kişinin her şeyi var ama eziyet çekiyor, rahatsızdır, mutsuzdur.

Görüyorsun ki, bağ, bahçe içinde yaşıyor, yaşamak için gerekli her şeye sahiptir, ama mutsuzdur, yaşam­dan memnun değil:

Lezzet yolunu içte ara dışta değil, Saray ve köşklerde arayanı ahmak bil,

Çünkü bir takım lezzetler var ki içte onlarla ilgilenmeli dışta değil. Bunlar manevî lezzetlerdir.

Demek ki, «Tövbe»; İnsan ruhunun yüce, ulu ve mukaddes makamlarının, insanın hayvani ve alçak ma­kamlarına karşı tepkisidir. «Tövbe; İnsanım melek sıfatlı güçlerinin, şeytanî ve yırtıcı sıfatlı güçlerine karşı mu­kaddes inkılâbıdır. Tövbenin mahiyeti budur. Şimdi, bu pişmanlık ve düğüm noktası insanda nasıl meydana ge­lir?

Evvelâ şunu bilmelisiniz ki; insan vücudunda; Bu mukaddes unsurları işlemez hale getirebilecek bir şeyler vuku bulsa veya, serbest olamayacak şekilde zincirlerle bağlanmış olsa, o insana tövbe nasip olmaz. Bir ülkede inkılâp yapılabilmesi için bir takım temiz unsurların bu­lunması gerektiği gibi, insan vücudunda da temiz ve mu­kaddes unsurlardan bulunmalı ki, tövbe edebilsin. Aksi takdirde hiç bir zaman tövbe etmeye muvaffak olamaz.

Paylaşım
Yazdır Yorum Yaz Yorumlar 0 Yorum
Diğer İlgili Başlıklar
KİBİR 26-12-2011 tarihinde eklendi
İTAAT İMTİHANI: HELALLER VE HARAMLAR 09-12-2011 tarihinde eklendi
MUHARREM AYININ AMELLERİ (2) 29-11-2011 tarihinde eklendi
MUHARREM AYININ AMELLERİ (1) 29-11-2011 tarihinde eklendi
AŞURA KIYAMININ MANEVİ VE AHLAKİ CİLVELERİ 29-11-2011 tarihinde eklendi
HZ.ZEYNEP’TE VAR OLAN ŞAŞIRTICI ÖZELLİKLER 29-11-2011 tarihinde eklendi
KUL HAKKI 30-10-2011 tarihinde eklendi
TEVBE-1 30-10-2011 tarihinde eklendi
BİR ANDA MUCİZEVİ BİR ŞEKİLDE KUR’AN HAFIZI OLAN KERBELÂ-İ KÂZIM’IN HAYAT ÖYKÜSÜ 30-10-2011 tarihinde eklendi
NAMAZDA HUZUR-U KALP 30-10-2011 tarihinde eklendi
BİR ŞEHİDİN DUASI 30-10-2011 tarihinde eklendi
İSLAM İNKILABI REHBERİ SEYYİD ALİ HAMANEY'DEN HADİS ŞERHİ 27-09-2011 tarihinde eklendi
ALLAH İLE İNSAN ARASINDA ANLAŞMA 27-09-2011 tarihinde eklendi
SEYYİD HASAN NASRULLAH'TAN İRFAN DERSLERİ (1) 27-09-2011 tarihinde eklendi
SEYYİD HASAN NASRULLAH'TAN İRFAN DERSLERİ (2) 27-09-2011 tarihinde eklendi
GÜNAH İŞLETEN ETKENLER 27-09-2011 tarihinde eklendi
ALİ (A.S.) ŞİASI VE ÖZELLİKLERİ 27-09-2011 tarihinde eklendi
AYETULLAH BEHÇET'İN DİLİNDEN AHLAKİ DÜSTURLAR 26-09-2011 tarihinde eklendi
ALLAME SEYYİD ALİ GAZİ'NİN AHLAKİ VE İRFANİ VASİYETİNDEN SEÇMELER 26-09-2011 tarihinde eklendi
İMAN VE ETKİLERİ 25-09-2011 tarihinde eklendi
Üyelik

Kullanıcı Adı :
Şifre :
 
Yeni Üyelik Şifremi Unuttum
Duyurular
En Çok
Okunanlar İzlenenler
Anket
Sitemizi yeterli buldunuzmu ?
Evet
Hayır
Daha İyi Olabilir
Rast Düşünce ® 2010 - 2011
Sitede bulunun içerikler ve analizler kaynak gösterilerek alıntılanabilir RSS Tasarım & Yazılım : Network Yazılım