Ali YİĞİT
EHL-İ BEYT TAKVİMİ
Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla…
Proğram Tanıtımı ve İndirme linki:
Öncelikle yazıya bu başlığın verilmesinin sebebi, dünya da ilk kez Ehl-i Beyt’e atfen rastdüşünce ekibi tarafından yapılan hicri ve miladi masa üstü takvim proğramıdır. Bilgisayarınızda kullanacağınız bu program 3. Kez geliştirilmiştir ve üzerinde çalışma sürmektedir. Her gün farklı bir hadis sunmakta, Ondört Masum as ‘ın kutlu doğum ve şehadet yıl dönümlerini uyarı penceresi ile hatırlatmaktadır. Ayrıca hicri-miladi tarihler takip edilebilmekte, çeşitli tarih işlemleri yapılabilmekte ayrıca ek olarak birim dönüştürücü arayüzü ile matematiksel işlerimizde bize kolaylık sağlamaktadır. Programın dağıtılması ve paylaşılması, bize ve bilhassa gelecek nesile unutturulmak istenen –bizim olan- tarih anlayışımıza ve takvimimize tutunmalarını sağlayacaktır inşallah…
Ehl-i Beyt Takvimi denmesi, Ehl-i Beyt’in babası Resullullah saa in emri ile hicret günü emir buyrulan hicri takvimden dolayı da gayet yakışık bir isim olarak karşımızda durmaktadır. Özellikle programın atfedildiği zamanın İmam’ının zuhrunun acil olmasını duayla diliyoruz.
Programın indirileceği link:
http://www.2shared.com/file/wGXqyv8v/EhliBeyt_Takvimi_ver05.html
Kısaca Hicri ve Miladi Takvimlere Bakış:
Hz. İsa as kendisi, Hz Musa dönemindeki takvimi kullanmasına rağmen Hristiyanlar tarafından Yahudilere nispeten kendi takvimlerini oluşturma isteği ile Yahudi takvimi ile aynı omurgalardan bu takvim ortaya çıkmıştır. Hz. İsa as’ın doğumunun başlangıcını baz aldıklarından dolayı buna “Miladi Takvim” ismi verilmiştir. Bu takvimin asıl, yani teknik ismi “Gregory (Gregorien)” takvimidir.
Gregorien’den önce güneşe göre tertiplenen bu takvime bakmak istersek: Bir yıl 365.3 gün sürmektedir, sondaki .3 sayısı 6 saate tekabül etmektedir. Bu yüzden 4 yılda bir şubat ayı 29 gün çekmektedir. Ayrıca ayların ilk 6 sı 30, diğer 6 sı 31 gün olarak tasarlanmıştır. Lakin tamamı İbranice ve Latince olan bu ay isimlerinden, Şubat ayının başına gelenler ilk 6 ve son 6 ayın gün sayılarının değişim hikayesi dinlenmeye şayandır.
Milâdi Takvim ilk olarak Jülyen Takvimi, adı ile MÖ 46 yılında Roma'nın kuruluşunun 708. yıldönümünde, İskenderiye’de yaşayan astronomi bilgini Sosigenes'in tavsiyesi üzerine Roma İmparatoru Julius Sezar tarafından yapılmıştır. Bu tarihte ilk yıl 445 güne çıkarılmış ve yılbaşı Mart’tan Ocak’a alınmıştır. Her 4 yılda bir artan 1 gün ise 4 yılda bir gün eklenmesi gerekliliği, zamanın astronomicisi Sosigenes tarafından July Sezar’a bildirilmiştir. Qutilis (temmuz) ayının ismi July olarak değiştirilmiştir. Sezar’dan sonra gelen ve Sextilis (Ağustos) ayına ismi verilen Kral Agust bilmem kendi istedi, bilmem yalakaları önerdi; sezarın ayı 31 çekiyor, ağustosda 30 çekerken 31 e yükseltildi ve 29 gün olan şubattan 1 gün daha kesilerek şubat 28 çekmeye ve 4 yılda bir 29 olmaya başladı. Diyorum, iyiki sonraki krallarda böyle hastalıklar yokmuş, öyle olsaydı sanırım şubat ayı ya kaybolurdu ya da 3-5 günlük bir ay olurdu ve 4 yılda bir 4-6 artardı.
Ve buna ek olarak 4 yılda bir 1 gün eklenmesi işi çözmeye yeterli olmamıştır, 1257 yılda 10 gün geri kalmaktadır. Bu işte günümüzde adı verilen Papa XIII. Gregorius tarafından toplanan İznik Ruhani Konsülünün hesapları ile 400 yılda 3 gün sarkma ve 1528 yılında tarihin 10 gün ileriye alınmasıyla çözülmüştür. O günden bu takvime “Jülyen” yerine “Gregory” ismi verilmiştir.Fransa1582, İngiltere 1752 ve Türkiye 1926’da bu takvimi kabul etmişlerdir. Tatil günlerimize kadar bu takvime uyulmuştur.
Alın size miladi takvim, ne kadar medeni ne kadar bilimsel…!!! Gerçek şu ki kilise tarafından ortaya çıkmıştır, tamamen Krallara yalakalıkla dizayn edilmiştir.
Oysa akan zamanda ayların tıpkı hicri takvimdeki gibi akmaması problemin kendisidir. Zamanında bilimsel olarak değiştiği ve hıza sahip olduğu ispatlanmıştır. Yükseklik farkı bile iki tane aynı saatin farklı ilerlemesine sebeb olmaktadır. Ve eğer evren 3 C derece daha soğursa her şey ama her şey bir fotoğrafta ki gibi donacaktır. Buna akan zaman ve aylarda dahildir. Zamana hakim olamayan (geçmişi getiremeyen, geleceğe gidemeyen) insanoğlu, ayların akışına hakim olamaz, çünkü bu zamanın kendi akışıdır ve buna sebeb olan şey ona birimini verir.
Hicri takvimde böyledir, ayın hareketi ayın gün sayısını belirler. Ne 6 saat eklememiz, ne 3 gün artırmamamız gerekir. Müslümanlar olarak günlük ibadetlerimizi güneşe ve yıllık ibadetlerimizi aya göre yapmaktayız. Eğer bu zaman akıntısına hakim olmadığımız halde hakim olmaya çalışsaydık bizimde bir konsüle ihtiyacımız olurdu. 3 ekler 5 çıkartır; ne bayramı bayramda ne ramazanı ramazanda yaşardık.
Bu işin acı verici taraflarından birisi abuk sabuk ilerleyen bu takvime göre tam anlamıyla uygun hesaplama ve uyarlama yapılamamasıdır. Ayrıca maalesef üretilen elektronik cihazlardaki bu tarihsel işlevsel yapı, bilgisayarlar üzerinde de hicri takvim çalışma yapılmasına tam olarak imkan sağlamamakta ve her 6 ayda ya da en az yılda 1 kez hesaplarımızı yenilememizi (güncellememizi) gerektirmektedir.
Doğrusu, her şeyde bilimden dem vuran, metaryalist zihniyetten sıyrılamayan, Freud kilisesinin talebelerinin böyle önemli bir mevzuda matematik hesabın içerisinden çıkamaması komik bir durumdur. Bu takvim işleri, terazinin iki kefesini bir türlü denk getiremeyen bir adama benzemektedir; 3 ondan al 5 ona koy…
Allah’a, ihtiyacımız olan her konuda, düşünen insan için, cevapsız ve akla yatmayan zerre kadar bir soru işaretini bile cevapsız bırakmayan bir nizamı, Yüce kitabı ve Hidayete erdiren Yol Göstericileri as’ları büyük birer nimet olarak bize nasip ettiği için hamdediyoruz ve hamdlarımızı asla yeterli görmeyeceğiz.
Duayla, Allah’a emanet olun…