Asıl adı Abbas,[1] künyesi Ebulfazl (Fazl'ın babası)'dır. En meşhur lakapları Sakka (su dağıtan), Alemdar (bayraktar), Bâbü'l-Havaic (hacetler kapısı), Abdun Salih (salih kul) ve Kamer'i Benî Haşim (Haşimoğullarının parlak hilali)'dir. Annesi Ümmül Benin[2] lakaplı Fatıma bint-i Hizam b. Halid, babası İmam Ali'dir. İmam (a.s) ilk eşi Hz. Fatıma bint-i Muhammed'in (s.a.a) vefatından sonra Ümmül Benin ile evlenmiş,[3] neticede Ebulfazl hicretin 26. senesinde 4 Şâban'da, Medine'de dünyaya gelmiştir.
Hz. Ebulfazl, çocukluk yıllarını babasıyla geçirmiş, 14 yaşındayken babasının şehadet acısına tahammül göstermiş; sonuç olarak, 34 yaşlarındayken kardeşi İmam Hüseyin ile birlikte Kerbela'da şehit edilmiştir.
Güçlü, cesur, at kullanmasını iyi bilen, hoş endam ve iri cüsseli biri olan Ebulfazl, ata bindiği zamanlar ayakları neredeyse yere değecek gibi olduğu için görenleri şaşkına çevirirdi. İlimde, takvada, fazilet ve ahlakta babası Ali (a.s), kardeşleri Hasan ve Hüseyin'in (a.s) ilim ve iman pınarlarından en fazla faydalanan kimseydi.
İmam Sâdık (a.s) onun hakkında şöyle buyurmuştur: "Amcamız Abbas'ın oldukça etkin basireti, sarsılmaz imanı vardı. İmam Hüseyin ile birlikte savaştı, güzel bir imtihan verdi ve şehit oldu."[4]
Hz. Ebulfazl, Ubeydullah b. Abbas'ın kızı Lubabe (babasının amcazadesinin kızı) ile evlendi ve ondan Ubeydullah ve Fazl adlarında iki oğlu oldu. Ebulfazl, oğlu Fazl'ın doğumundan sonra daha çok bu künyeyle (Ebulfazl) anıldı.
Oldukça nurani ve parlak simasından dolayı Kamer-i Benî Haşim, Kerbela vakasında başta çocuklar olmak üzere tüm Hüseynîlere Fırat'tan su getirip dağıttığı için Sakka[5] ve savaş sırasında Hüseynî ordunun bayrağını taşıdığı için de Alemdar lakaplarını aldı. O hayatta olduğu sürece Kerbela'da Ehl-i Beyt çadırları güven içerisindeydi. Onun şehadetiyle düşman erleri Ehl-i Beyt çadırlarına hücum etmeye başladı. İmam Hüseyin (a.s) onun ardından oldukça gözyaşı dökmüş, ağlamıştır.
Hz. Ebulfazl'ın yüceliğini anlatmak için ne yazılsa azdır. O ki, Ehl-i Beyt'ten olup Ehl-i Beyt'in içinden yetişen eşsiz bir fedaiydi. İmam Hüseyin'in Tasuâ günü (9 Muharrem) Ebulfazl'a hitaben söylediği şu sözler onun yüce makamını gözler önüne seren en güzel örnek olsa gerek: "Ey kardeşim, canım sana feda olsun! Atına bin ve onların (düşmanların) yanına git, niçin buraya geldiklerini sor."[6]
İmamların makamı hakkında az-çok mütalaası olan; Ehl-i Beyt'in ilimde, hilimde, ahlakta ve kısacası her alanda eşsiz olduğuna inanan bir kimse için Ebulfazl'a hitaben "Canım sana feda olsun!" diyen İmam Hüseyin'in bu sözüyle muhiplerine neyi anlatmak istediği oldukça düşündürücüdür. Şüphesiz onun gibi bir masum imamın kardeşine bu şekilde hitap etmesinde hiç kimsenin bilemediği ilginç ve tahminden öteye erişilmesi mümkün olmayan sırlar vardır.
İmam Zeynelabidin de (a.s) o yüce şahsiyet hakkında şöyle buyurmuştur: "Hz. Ebulfazl'ın (a.s) Allah katında öyle bir makamı vardır ki kıyamet günü bütün şehitler ona gıpta edeceklerdir."[7]
Hz. Ebulfazl Kerbela'da, şehit düştüğü yer olan Gaziriye yolu üzerinde toprağa verilmiştir. Bugünkü türbesi de buradadır.
[1]- Abbas, lügatte orman aslanı, aslanların dahi korktuğu aslan anlamına gelmektedir. (Bkz: Lügatname-i Deh hüda)
[2]- Seyyid Davûdî, el-Umde adlı eserinde der ki: Hz. Ali (a.s), Arap neseplerini çok iyi bilen kardeşi Akil'e bir gün şöyle dedi: "Benim için Arap kabileleri içerisinde en cesur bir kabileden bir kadın seç ki, ondan doğacak çocuğum ata binmede usta olsun." Akil bunun üzerine "O halde Hizam b. Halid'in kızı Fatıma'ya ne dersin? Araplar arasında ondan daha cesur ve daha iyi at kullanan birini tanımıyorum." dedi. İmam, daha sonra Fatıma'yla evlendi ve ondan Ebulfezl, Abdullah, Cafer ve Osman adlarında dört çocuğu oldu. (Bkz: Ebsaru'l-Ayn fi Ensar'il-Huseyn, Muhammed Semavî, Farsça tercümesi (Hemase Sazan-ı Kerbela), s.90-91) Ümmül Benin Kerbela vakasının ardından ömrünün sonuna kadar bir başkasıyla evlenmedi. Emame, Esma bint-i Umeys ve Leyla da aynı şekilde yaptılar. (Bkz: Keşfu'l-Gumme, s.32; el-Fusulu'l-Muhimme, s.145; Menakıb-ı İbn-i Şehraşub, c.2, s.76)
[3]- Tarih-i Taberî, c.6, s.89; Tarih-i İbn-i Esir, c.3, s.158; Tarih-i Ebulfida, c.1, s.181.
[4]- Ebsaru'l-Ayn fi Ensar'il-Huseyn, Farsça tercümesi, s.91.
[5]- Allame Muhammed Bâkır Bircendî (ö: 1352 h.k) Kibrit-i Ahmar adlı eserinde (c.3, s.24) der ki: Bazı muteber kaynaklarda şöyle bir rivayete rastladım: "Sıffın Savaşı'nda Muaviye'nin ordusu İmam Ali'nin (a.s) ashabına su yolunu kapadığında Hz. Ebulfazl, su yolunu açmak ve suyun kontrolünü ele geçirmek için kardeşi İmam Hüseyin (a.s) ile birlikte hücuma kalkmıştı."
[6]- Tarih-i Taberî, c.4, s.315; aynı eserin bir başka nüshasına göre de c.6, s.237.
[7]- el-Hisal, Şeyh Saduk, c.1, s.68; Emali, Şeyh Saduk, s.373; Biharu'l-Envar, c.22, s.274; Sefinetu'l-Bihar, c.2, s.155; Müntahabu't-Tevarih, s.257