Ana Sayfa Künye İletişim Foto Galeri Ziyaretçi Yorumları Siteme Ekle
Medyalar
Miladi : 18 Mayıs 2012 Hicri : 27 Cemaziye'l-Ahir 1433
MEHDEVİYET VELAYET-İ FAKİH İRFAN İSLAM TARİHİ TEFSİR SİYASİ AKIMLAR DÜŞÜNCELER ŞAHSİYETLER GENÇLİK AHLAK KİTAP DÜNYASI
03-02-2012 tarihinde, 12:05 saatinde eklendi
İSLAM ÜMMETİNİN BUGÜNKÜ DURUMU
İSLAM ÜMMETİNİN BUGÜNKÜ DURUMU
BÜLENT AYYILDIZ

Bismillahirrahmanirrahim

İslam Peygamberi (s.a.v) ümmeti ve insanlığın geleceğiyle ilgi birçok tehlikeli olaylardan haber vermiştir. Bu haberler birçok kaynak kitaplarında “Ahir zaman alametleri” olarak zikredilmiştir. Bu tehlikeli ve kötü olaylar sebepsiz ve nedensiz meydana gelmemiş ve gelmeyecektir. İslam Peygamberi (s.a.v) ve Ehlibeyt İmamları(a.s) tüm bu kötü ve tehlikeli olayları meydana getiren sebepler ve illetlerden de bahsetmişlerdirler. Örneğin: İlahi emirlerin terk edilmesi, kötülüklerin insanlar içinde yaygın hale gelmesi, Hak Teâlâ’nın sevmemiz istediği insanlara karşı tarafsız kalmamız ve fasık ve imansızlara karşı kalplerimiz de sevginin var olması,  iyiliğe emir ile kötülükten menetme farzının terk edilmesi v.b gibi tüm ilahi desturların uygulanmaması ve terk edilmesi bu belaların oluşmasına sebeptir. Bir hadiste de şöyle geçer: “Ölen kişinin kıyameti kopmuştur.” Hadisten de anlaşıldığı gibi bu neslin ve bu asırda yaşayan kuşağın “ahir zamanı” yaşadığı dönemdir. Şimdi İslam Peygamberi’nin (s.a.v) ümmetinin bugünkü duruma düşmesiyle ilgili buyurduğu birkaç hadisi zikredeceğiz ve daha sonra Merhum Allame Tabatabai’den de (r.a) bazı yorumlarını da aktaracağız.

“Aç insanların yemek tabaklarına saldırdıkları gibi diğer ümmetlerde sizlere saldıracakları çok yakındır. Hâlbuki sizler sayı ve topluluk olarak çoğunlukta olmanıza rağmen “sel köpüğü” gibisiniz. Dünyaya olan düşkünlüğünüzden ve ölüme olan korkunuzdan dolayı Hak Teâlâ sizin heybetinizi düşmanlarınızın kalbinden kaldırmış ve kalplerinizde tembellik meydana getirmiştir.”

“Batı ehli fitneyle doğu ehli fitnesi birleşerek size doğru yönelirse bu durumda sizin için yerin altı yerin üstünden daha hayırlıdır (yani bu durumda ölüm yaşamaktan daha hayırlıdır). Bu dönemde akrebin yuvasından başka bir delik bulamadınızsa bu yuvaya girin çünkü bu durumda şer ve kötülük çok uzun sürecektir.”

“Canım elinde olan Allah'a ant olsun ki! Acımasız öyle birileri ümmetime yönetici ve hâkim olacaklar ki, ümmetim (onların hoşuna gitmeyecek) bir söz söylediklerinde onları öldürecekler. Sessiz kaldıklarında da onların kanlarını mubah bilecekler. Onların servetlerini ve beytülmallerini kendi tasarruflarına geçirecekler. Onların hürmet ve saygınlıklarını ayaklar altına alacaklar. Kanlarını hiçe sayıp kalplerini korkuyla dolduracaklar bunların tümünü korkak ve ürkek görürsün. Bu durumda bir grup garptan gelerek bir grupta şarktan bir araya gelip birleşerek ümmetimin yönetimini ele geçirecekler. Bu durumda ümmetimin zayıf olanları ne kadarda acınacak durumda olacaklar. Allah’tan korkmayan zalimlere yazıklar olsun ki onlar küçüklere acımaz büyüklere saygı ve ihtiram göstermezler. Onların cisimleri insan ama kalpleri ise şeytan gibidir…”

Bu hadislerde zikredilmiş binlerce “ikaz, tehlikeli durumu, uyarı ve ihtar”mahiyetinde ümmetinin inanmaları ve hayatlarına tatbik etmeleri gereken İslam hakkında tembellik gösterip dinleri hakkında bedel ödemedikleri takdirde çok büyük belalar ve fitnelerin etraflarını saracağının haberi ve ikazı mahiyetinde olan tembihlerdir.

Kuran-ı Kerim’in birçok ayetlerinde zalimlerle, insanlık ve din düşmanları hakkından birçok uyarılar vardır:

"Sakın zulmeden zalimlere yaslanmayın; sonra ateş size de dokunur! Sizin Allah'tan başka dostlarınız yoktur; sonra size yardım edilmez!" (Hûd,113)

Yüce Allah, "Allah sizi kendisinden sakındırır" uyarısıyla vaat ettiği bu ateşin ahiretten önce, dünyadayken dokunmasının (ayetin ifadesinin mutlak olduğu göz önünde bulundurulmalıdır) ne anlam ifade ettiğini şu ayette açıklıyor: "Bugün artık inkâr edenler, sizin dininizi yok etmekten, umudu kesmişlerdir. Artık onlardan korkmayın, benden korkun" (Mâide, 3). Bunu söylerken Allah, müminlerin, müşriklerden ve Ehlikitap'tan oluşan kâfirlerin, dinlerini yok etmelerinden korktuklarını belirtiyor.

Bilindiği gibi, Allah hak etmedikleri sürece, bir kavmi sürpriz bir şekilde cezalandırmaz ve üzerlerine azap indirmez. Hak Teâlâ bu hususta şöyle buyurur: "Bu böyledir; çünkü bir millet kendilerinde bulunan güzel meziyeti değiştirmedikçe, Allah onlara verdiği nimeti değiştirmez." (Enfâl, 53) Bu ayette, ilâhî nimetin değişmesinin, hak edilmesi durumunda gerçekleşecek bir olgu olduğu açıklanıyor. İnsanların kendilerini değiştirmeleriyle birlikte, onlara yönelik nimetin de değişeceği vurgulanıyor. Daha önce de belirtildiği gibi, din ya da dinî velâyet (yönetim) "nimet" olarak nitelendirilmiştir. "Bugün sizin için dininizi olgunlaştırdım, size nimetimi tamamladım ve size din olarak İslâm'a razı oldum." (Mâide, 3)

Demek ki, bu “nimetin” insanlar tarafından değiştirilmesi, Allah ile bağlantının kesilmesi suretiyle Allah'ın “velâyetinden” sıyrılmaları, zalimlere dayanmaları, kâfirleri ve Ehl-i Kitabı dost edinmeleri ile meydana gelmektedir. Öyleyse bu konuda, kendilerine  bundan korkmaları ve dolayısıyla Allah'ın önü alınmaz azabını üzerlerine indirmesinden korkmaları gerekir. Yüce Allah, onları şu ifadelerle uyarıyor: "Sizden kim onları kendine veli yaparsa, o, onlardandır. Allah, zalim toplumu doğru yola iletmez." (Mâide, 51). Burada Allah, onları mutluluğa yöneltmeyeceğini bildiriyor. Çünkü mutluluğun hidayetle doğrudan ilintisi vardır. İnsanların dünya hayatında mutlu olmaları, ancak dinî kurallar ve İslâm'ın genel sosyal ilkeleri doğrultusunda bir yaşam sürdürmeleri ile mümkündür.

İslâm'ın toplumsal yaşam için öngördüğü genel ve esaslı semboller ortadan kalkar. Onun yerini kâfirlere özgü yaşam tarzı alır. Sonra bu yaşam tarzı git gide temellerini sağlamlaştırır ve prensiplerini yerleşik hâle getirir. Bugün Müslüman toplumların içinde bulunduğu durum, bunun en somut örneğidir. Kâfirlere özgü yaşam sistemi, bütün görünümleriyle Müslüman toplumların hayatının her alanına egemendir.

Bir Müslüman fert veya İslam inançlarıyla yoğrulan bir toplum hakkında Hak Teâlâ şöyle buyuruyor: “Kınayıcının kınamasından korkmazlar." (Mâide, 54). Bugün biz Müslümanlar topluluğunu saran ve hayatımızın her alanına egemen olan tüm rezillikler -ki biz bunları önce kâfirlerden aldık, sonra içimizde kök saldılar- bizzat bizim değerlerimiz hâline dönüşerek üremiş oldular. Bugün pratik hayatta sergilediğimiz tüm rezillikler, şu noktada özetleniyor: Bugünkü toplum Allah'ı sevmiyor, Allah da onları sevmiyor. Kâfirlere karşı alçak, süklüm püklüm, müminlere karşı zorba, tepeden bakmacı ve şiddetlidir. Allah yolunda cihad etmez; her kınayanın kınamasından da korkar.

Bu rezilliklere ilişkin olarak, ahir zamanda meydana gelecek kimi gelişmelerle ilgili Peygamberimizden (s.a.a) ve Ehlibeyt İmamlarından (onlara selâm olsun) çok sayıda hadis rivayet edilmiştir. 

Birçok muteber kaynak kitaplarında şöyle rivayet edilir: “Resulullah efendimizle (s.a.a) birlikte Veda Haccını yerine getiriyorduk. O sırada Resulullah (s.a.a) Kâbe'nin kapısına tutundu ve yüzünü bize çevirerek şöyle buyurdu: ‘Size kıyametin işaretlerini haber vereyim mi?’ O sırada onun en yakınında Selman (r.a) bulunuyordu, dedi ki: ‘Evet, haber ver ya Resulullah.’
Peygamberimiz (s.a.a) şöyle buyurdu: ‘Kıyametin işaretlerinden biri namazın ortadan kalkması, şehevî arzuların peşine düşülmesi, tutkulara yönelik eğilimlerin artması, mala büyük değer verilmesi, dinin satılarak karşılığında dünyalık şeylerin alınmasıdır. Bu şartlar ortaya çıktığında, gördüğü kötülükleri değiştirme gücünü kendinde bulamamanın verdiği ıstırapla müminin yüreği ve içi, suda tuzun erimesi gibi erir.’ "

Paylaşım
Yazdır Yorum Yaz Yorumlar 0 Yorum
Diğer İlgili Başlıklar
AHZAP SAVAŞI‘NDAN ALINMASI GEREKEN DERSLER(1) 03-02-2012 tarihinde eklendi
İSLAM ÜMMETİNİN BUGÜNKÜ DURUMU 03-02-2012 tarihinde eklendi
İslam Düşmanlarının Savaş Taktikleri 03-02-2012 tarihinde eklendi
Toplumsal Özgüven ve Özgüven Eksikliği 03-02-2012 tarihinde eklendi
MÜSTEKBİRLERLE MÜCADELE YOLLARI 03-02-2012 tarihinde eklendi
İSTİKBAR NEDİR ve MÜSTEKBİRLER KİMLERDİR? 03-02-2012 tarihinde eklendi
DÜŞMANIN SAVAŞ YÖNTEMLERİ 03-02-2012 tarihinde eklendi
İHANET, TAHRİF ve PROPAGANDA 03-02-2012 tarihinde eklendi
DÜŞMANIN MÜSLÜMANLARI YOK ETME PLANLARI 03-02-2012 tarihinde eklendi
DIŞ ve ZAHİRİ DÜŞMANLAR(2) 03-02-2012 tarihinde eklendi
DIŞ ve ZAHİRİ DÜŞMANLAR 03-02-2012 tarihinde eklendi
DÜŞMANI TANIMANIN EHEMMİYETİ 03-02-2012 tarihinde eklendi
Düşmanı Tanıma Yöntemi 03-02-2012 tarihinde eklendi
Üyelik

Kullanıcı Adı :
Şifre :
 
Yeni Üyelik Şifremi Unuttum
Duyurular
En Çok
Okunanlar İzlenenler
Anket
Sitemizi yeterli buldunuzmu ?
Evet
Hayır
Daha İyi Olabilir
Rast Düşünce ® 2010 - 2011
Sitede bulunun içerikler ve analizler kaynak gösterilerek alıntılanabilir RSS Tasarım & Yazılım : Network Yazılım