Orta doğu denkleminde Suriye ve Irak özelde Amerika ve İsrail’in genelde tüm emperyalistlerin oyununu bozacak iki kilit ülke konumundadır. Siz okuyuculara bir resim çizmeye çalışacağım. Bu resmin yorumunu da siz değerli okuyucular yapsın. Arap gözlemci heyeti bu aralar Suriye’de inceleme yapmaktadırlar. Bu gözlemci heyeti Mısır, Ürdün, Kuveyt, Sudan ve Kongo üyelerinden oluşmaktadır. Bu heyet takriben iki ay incelemelerde bulunacak ve Arap birliğine sunulmak üzere rapor hazırlayacak. Heyetin başkanı şimdiye kadar ki incelemelerde herhangi bir olumsuzlukla karşılaşmadıklarını ifade etti. İşin garibi Arap birliğini oluşturan bu ülkelerin hiçbirisinde seçim, demokrasi, insan hakları ve hukukun üstünlüğü olmadığı halde, Suriye yönetiminden Suriye halkı için bunları istemeleri ne kadar da çelişki arz ediyor. Bu heyet üyeleri Suriye halkı için istediklerini kendi halkları için kendi ülke yönetimlerinden isteseler, başlarına neler geleceğini herkes biliyor. Suriye’yle anlaşan Arap birliğine en sert tepkiyi Suriyeli muhalifler verdi. Bu muhalifler 2008’den beri Amerikalı yetkililerin ifadesiyle silah ve para ile besledikleri muhaliflerdir. Suriyeli muhalifler bütün görüşmelere kapalı olduklarını açıkladılar. O kadar çok parçalı bir muhalefetİ var ki Suriye’de yönetimin kiminle muhatap olacağı doğrusu bilinmiyor.
Acaba gözlemciler Suriye yönetimini seçime ikna ederse o zaman Suriye muhalefetinin söyleyecek sözü kalacak mı? Subjektif görüşüm Suriyeli muhaliflerin seçime gitme diye bir dertlerinin olmadığı, Esad yönetiminin mutlaka yok edilmesi gerektiğini düşünüyorlar. Amerika ve müttefiklerinin Suriye’ye yönelik yapacağı olası bir operasyonun tek amacı vardır o da Suriye’yi İran, Irak ve Lübnan kuşağından çekip almaktır.
Ortadoğu’da bir başka direnç merkezi, batılıların kendi elleriyle yaratıp Şii dünyaya ikram ettiği Iraktır. Uzmanlar şunu söylüyorlar; Şiiler Amerika’nın Irak’ı işgal ettiği bir dönemde iktidarı ele geçirdilerse Amerika’nın Irak’ı terk ettiği bu dönemde Şiiler ülkenin ve bölgenin çok önemli bir gücü haline geleceğini bilmek için kâhin olmaya gerek yok.
Irak’taki toplumsal yapı maalesef hem ırk hem de mezhep üzerine oturtulmuştur. Iraklı olma bilinci en zayıf halka olarak gözükmektedir. Irak’ta çevre, merkeze göre çok daha kutsal ve güçlü gözükmektedir. Irak’ın böyle olmasını isteyen güçler, ırak’ı bu dinamiklerle vuruyorlar.
Irak başbakanı Maliki; Amerika’nın ülkeyi terk etmesi ile daha özgür bir ırak’a doğru gidildiğini söylerken bunun uygulamalarını göstermeye başlamıştır. Suriye konusunda Amerika başkanı Obama’yla ters düşmesi, Amerika’nın Irak’taki en sağlam adamlarından Irak Cumhurbaşkanı yardımcısının malvarlığına el koyup, tutuklama kararı çıkartması, ülkede inisiyatifi ela aldığının en bariz göstergeleridir. İran yetkililerinin bu sıralarda Kuzey Irak’ta probleme çözüm aramaları, İran’ın bölgede hiçbir problem çıkmasın isteği ile beraber bu bölgede gücün kendisinde olduğunun ilanıdır.
İran’ın Hürmüz boğazındaki büyük çaplı tatbikat yapmasını nasıl okuyalım? İran hem uluslararası güçlere hem de bölgedeki onların uzantılarına şunu söylüyor; Benim hinterlandım olan bu coğrafi kuşakta ben bir gücüm ve beni yok sayarak bu bölgenin dizayn edilmesine müsaade etmem.
Soru şu: Amerika bölgede istediği zaman Şii ve Sünni çatışması çıkarmak istese çıkarabilir mi ? Buna vereceğimiz cevap maalesef “çıkarabilir” olur. Buna karşı bizler Şii ve Sünni kardeşliğini bir kez daha, bir kez daha tesis edip saflarımızı iyice sıklaştırmalıyız. Çünkü vurulacağımız en hassas noktamızın bu olduğunu maalesef onlar bizden daha iyi biliyorlar.
Batı, geçmişindeki bütün kirli savaşlara rağmen her şeyi unutup “biz aynıyız” demesini biliyor. Biz Müslümanların ortak yanları çok. Peki, bizler neden “biz aynıyız” demesini bilmeyelim ki?